ve yerine daha hiç kırılmamış,,hiç incinip kanamamış,,
bi anın üzüntüsüyle üzerine tek tane yaş damlamamış,,
parçalanmamış yani yepyeni,,
hiç kullanılmamış bi kalbi takabilsek söktüğümüzün yerine yine usulünce,,
ve onla devam edebilsek hayata kaldığımız yerden,
hiç bi kötü anın hüznü,
hiç bi yaranın sızısı hissedilmeden içimizde…..
ama olmaz….olmaz ne çare…
kalbimizde biz gibi tek olanımız,,yedeği olmayan,,biriciğimizdir
ve bi ömür yoldaşımız,ikincisi bulunmayan,en kıymetlimizdir…
ve aslında böyle olması çok daha iyidir belki de değişmesinden..
belki de o kırıklarla,,çiziklerle beraber,
bi kalbin içine sığmış,sinmiş tüm duygulardır
bizi biz yapan şeyler…
belki de o kalp bizizdir baştan sona,,
ve belki o izler bile değerlidir,tutunmaya çalışırken akıp giden hayata…..
Hem bi kalbin içinde sadece kırıklar ve yaralar yoktur ki,,
ne çok heyecan
ne çok coşku ve deli gibi attığı bi dolu mutlu an daha saklamıştır içine,,
bi sürü an,,bi çok duygu güzelden yana,,
ve aşk
ve sevgi,,
onları da kıyıp terk edebilecek miyiz,
sızılarından kurtulalım diye,,
gözden çıkartabilecek miyiz içimizi ısıtan bi dolu keyifli anın hatırasını,
hani her kötü anda koşup saklandığımız,
hani ellerimizi uzatıp dokununca tekrar tekrar aynı sevinci yaşadığımız..
onlarsız koca bi boşlukla nasıl tutunucaz geri kalan yaşamımızda,,
ve ne kadar biz kalıcaz,bi ömrün içindekileri alıp boşaltınca….
Her kalp biriktirdikleriyle bi hazinedir,,
ve evet yaralandığında çok acır,,kırıldığında sızısı çok derindir,,
ama aslında sandığımızdan güçlüdür kalplerimiz,,
ve eşsiz ve büyülüdür de üstelik..
bi düşünün ;
bi kalptir ancak yanıp tükenince bile küllerinden yeniden doğabilen tek parçamız….
Ve sadece onun büyüsüyle mutluluktan uçtuğumuzu sanırız…
Bizi o taşır bulutlara,dokunmak ne kelime,,sarılıp öperiz bile : )
İçine kocaman bi dünyayı bi dolu insanı sığdırırız da sevgiyle,
hala sonsuz yerimiz varmış gibi hissederiz geriye….
Her kalp büyülüdür,eşsizdir,benzersizdir,,
o yüzden kırıkları arasında kendimizi de kaybedip yitirmeden,,
bi yarayla kanayıp bi ömrü tüketmeden…
bilerek onlarında bi değeri olduğunu,
ruhumuz yaşamdan bişeyler öğrenirken……
ve görerek tek ziyaretçisi biz değiliz “kırık kalpler yokuşunun”
yürümeye devam edelim…yürüyelim..
mutlaka bi yerinde hayat bize yeniden gülümsüycektir,,
yeniden kanat açacaktır yüreğimizde güvercinler,,
yeniden saçın yüzüne düşecektir mutluluk rüzgarıyla,,
yeniden yanağını okşuycaktır huzur…
...
her an içinde bi sonrasını gizler,,
ve her yokuş mutlaka biter : )
bi de bakmışsın “özlem sapağından” dönmüş,,
“güzel günler meydanında” neşe içerisinde
çocuklar kadar mutlusun…….
…………….
İçte hüzün,,gözde nem,,yorgun ayaklarıyla her ruhun
aşinası olduğu bi caddenin,bin yıllık adıdır ;
“kırık kalpler yokuşu”………..
ve herkesin uğrak yeridir şaşırma
ve durma,,
sonuna dek yürü,her yol biter nasılsa…
en sonuna varınca anlarsın zaten : ) bak işte bitti
şimdi aç kollarını iki yanına bi martı misali
ve sal kendini adında “keyif ” geçen bi başkacaddeye
ve unutma
her yokuş bi inişi de saklıyodur sana ardında ………………
…....
“seni kendimden tanıdım çocuk
ellerinden tanıdım seni,,tedirgin ellerinden
………
eğildim öptüm yıkık alnından
uzaktın,kıyamadım sessizliğine,
biraz daha dedim içimden,,biraz daha
gün olur,onuru güzel çocuk
acı da yakışır insanın yüreğine…….…*”
/şiir:şükrü erbaş’tan alıntıdır/
2006 MAYIS, ŞAFAK Sevgili blogcu arkadaşım Şafağın, (http://safakk1.blogcu.com/)çok beğendiğim yazılarından birini ondanda izin alarak sayfamda yer vermek istedim...